26 Mayıs 2011 Perşembe

Kontrolsüz olarak kullanılan zayıflama ilaçları kişiye zarar verebilir...

Kendi başına diyet yapan bir çok kadın aynı hataya düşerek, arkadaş tavsiyesiyle diyet hapı kullanmaya başlıyor. Kafein ve diğer bazı uyarıcılara dayanan diğer diyet haplarının yanı sıra, doğal bileşenlere dayalı ve iksir özelliği taşıyan diyet hapları da bulunuyor. Unutulmaması gereken, diyet hapları asla kaloriyi azaltma, egzersiz veya doktor tavsiyelerinin yerine konulamaz.


Dikkat edilmesi gerekenler!



Tam bir diyet hapını bir bardak suyla yutun. Diyet hapını asla çiğnemeyin veya bir meşrubatta eriterek içmeyin!

Günde 8 bardak su için. Diyet hapları idrar söktürücü olarak da adlandırılır. Çok sık tuvalete çıkmanıza ve susuzluk hissetmenize neden olabilir.

Tavsiye edilen dozun dışına çıkmayın! Önerilenden daha fazla diyet hapı almanız sizin daha fazla kilo vermenizi sağlamaz. Sadece hapın yan etkilerini artırır.

Diyet ilaçları kullandığınız zaman sık sık nabzınızı kontrol edin. Dakikada en az 86 nabız saymalısınız. Eğer nabzınız 90 veya daha yüksekse diyet ilaçlarını hemen bırakmalısınız!

Diyet planınızı diyet hap kutunuzun yanına koyun. Aldığınız kaloriyi azaltmazsanız kilo veremezsiniz.

3 ay sonra diyet hapları almayı bırakın. Bazı araştırmalarda diyet haplarının 16 hafta kullanılmasının güvenli olduğu belirtiliyor. Diğer çalışmalarda da diyet haplarının, bir ay içinde de bazı sağlık problemlerine neden olabildiği belirlenmiş.


Uyarılar!


Uzmandan diyet hapı kullanmanızın size yararlı olacağı konusunda tavsiye almalısınız.
Hapın doğal bileşenlerden hazırlandığı konusunda emin olun. Doğal araştırmalar sonucunda hazırlanmış olması güvenli anlamı taşımayabilir.
Kan basıncını yükseten, troid, prostat, zihinsel problemlere, kalp ritminizi bozan diyet haplarını kullanmayın.
Çarpıntınız varsa almayın.
Soğuk algınlığı ve tıkanıklık giderici (burun tıkanıklığı gibi) içeren diğer ilaçlarla kullanmayın.
Hemşire veya hamileyseniz kullanmayın.
Sülfür gibi bileşenlere karşı allerjiniz varsa diyet hapı kullanmayın.
Eğer hamileyseniz veya şüpheleniyorsanız kafein içeren diyet ilaçlarından uzak durun. Cafein düşük riskini artırır.
18 yaşın altında veya 60 yaş üzerindeyseniz diyet ilaçlarını kullanmadan mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.


Devamını okuyun...>>

9 adımda ofisinizde zayıflamak mümkün olabilir...

İş hayatı birçok insana hareketsizlikten dolayı kilo aldırmaktadır. Masa başında geçirilen saatler, hareketsizlik, kısıtlı vakitlerde yenilen öğle yemekleri, düzensiz ve sağlıksız yiyecekler tüketme özellikle göbek çevresinde yağlanmaya sebep olabilir. İşyerinde aksatmadan yapacağınız, uygulaması basit değişiklikler size avantaj sağlayacak ve ofiste incelmenize yardımcı olacak. Medline Operasyonlar Direktörü Dr. Barış Mutluer'den 9 adımda zayıflama önerisi.


2,5 LİTRE SU İÇİN

Vücudumuzun ortalama yüzde 50’sini oluşturan suyun, vücut dolaşımının sağlıklı olmasından toksinlerin atılmasına kadar birçok faydası var. Özellikle rejim yaparken daha çok özen gösterilen su içiminin sağlıklı bir yaşam için ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Barış Mutluer, her gün 12–15 bardak su içmek gerektiğini belirtiyor.



ÖĞÜN ATLAMAYIN

Gün içerisinde zamanın kısıtlı olması ya da daha az yemenin kilo vermeye yardımcı olacağı düşüncesi çoğu zaman öğün atlanmasına neden olur. Ancak bu inanılışın aksine diyet yapanlara az az ve sık sık yemek yemeleri önerilir.



ÖĞÜN SAYISINI 6'YA ÇIKARIN

Ofis diyeti sadece forma girmenizi değil, metabolizmanızı düzenleyerek verdiğiniz kiloları korumanızı da amaçlar. Günde 6 öğün beslenme, sağlıklı bir beslenme tarzıdır. Öğün aralarında ise 2–3 saat olmasına dikkat edilmesi gerekir. Ara öğünlerinizde meyve, ceviz, fındık gibi besinleri tercih edin. Şekerli ve hamur işi yiyeceklerden kaçının. Abur cubur atıştırmayın.



YAĞ YAKTIRAN BESİNLER TÜKETİN

Doğada bulunan bazı sebze ve meyveler metabolizmayı hızlandırırken yağ yakımına da yardımcı olur. Bu yiyecekler arasında kırmızı biber, greyfurt, ceviz, badem ve yeşil çay bulunuyor.



ALARMINIZI KURUN VE HAREKET EDİN

Gün boyu hareketsiz, bilgisayar karşısında oturmak göz bozulmalarından kas rahatsızlıklarına, dolaşım bozukluklarından obeziteye kadar birçok rahatsızlığa neden olabilir. Çalışırken kendinizi işe kaptırıp masa başından kalkmayı unutuyorsanız, her saat başı için alarmınızı kurun. Böylece her saat başı çalan alarm ile ayağa kalıp az da olsa hareket edebilirsiniz.

TUZDAN KAÇININ


Tuz tüketiminde sınır tanımazsanız, ileride yüksek tansiyon sorunu yaşama riskinizi arttırırsınız. Ayrıca gereğinden fazla tuz tüketimi, vücudunuzda su tutulmasına neden olur ve bedeninizde şişlik hissedersiniz.



KIZARTMALARDAN DA UZAK DURUN

 Ne yediğinizden çok nasıl pişirilmiş yiyecekler yediğinize önem gösterin. Haşlanmış, buharda pişirilmiş yiyecekler kilo olmanıza engel olurken aynı zamanda da sağlığınızı korumanıza yardımcı olur.


MASA BAŞINDA EGZERSİZ YAPIN

Masa başında da egzersiz yapın; Özellikle masa başında çalışanların en büyük problemleri arasında yer alan bel ve boyun ağrıları stresli günlerde kendini daha fazla gösterir. Hem ağrılardan kurtulmak hem de metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olması için hareket etmeyi öneren Dr. Barış Mutluer masa başında yapılabilecek egzersizleri tavsiye ediyor.


5 ÇAYI YAPMAYIN

Çayı kesinlikle şekersiz içmeye ve yanında bisküvi, kek gibi şeyler tüketmemeye çalışın. Ayrıca yedikleriniz kadar içtikleriniz de kilo aldırır. Özellikle şekerli ve içinde katkı maddesi bulunan içecekler, meyve sularından kaçının.

Kaynak:
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/

Devamını okuyun...>>

20 Mayıs 2011 Cuma

Mucize besinler







Eğer sağlıklı bir kalbiniz olduğunu ve gayet masumca beslendiğinizi düşünüyorsanız, bu yazıyı okumadan karar vermeyin, sonuç şaşırtıcı olabilir. Birkaç basit ve önemli değişiklik ile, yağlı, tuzlu ve ekstra kalorili yiyeceklerden vazgeçmeden bile düzeninizi değiştirebilirsiniz üstelik kalbinizin durumunu eskisinden daha iyi bir hale getirerek. Gerçekte, bu düzeninizi değiştirirseniz, eski düzendeki yiyeceklerden de biraz yiyebilirsiniz. Üstelik eskisinden daha iyi ve daha lezzetli yeni tatları da keşfetmiş olursunuz. Yüksek kolesterolü, yüksek tansiyonu, iltihaplanma ve atardamar yaşlanmasını önlemeye yardımcı olmak için ve kalbinizin hatırı için, bu 6 lezzetli besini tüketmeye başlayın:
1-Çilek: Çilek ve benzeri diğer renkli meyve ve sebzeleri kolayca bulabilirsiniz. Neden mi? Çünkü, siyah üzüm, yaban mersini, portakal, erik, domates gibi sebze ve meyveler flavonoidler ile patlayan antioksidanlardandır iltihaplanmayı durdurmayı sağlarlar. Kalp hastalıklarında iltihaplanma da bu sürecin içindedir, dolayısıyla iltihaplanmayı engelleyen besinler renkli besinlerdir. Bunları taze, dilimlenmiş veya bütün olarak tüketebilirsiniz. Her gün 2 bardak sebze ve meyve suyu da içebilirsiniz.
2-Çavdar Ekmeği: ve diğer tam tahıl ürünleri. Tam tahıllı ekmekler ve tahıllar, esmer pirinç, keten tohumu, soya fasülyesi, tüm kalp koruyucu lif ve magnezyum içerikli besinler, yüksek tansiyon ve kolesterolü sağlıklı bir aralıkta tutmayı sağlar. Tahılları günde 6 porsiyon tüketmeye çalışın.
3-Avokado: ve diğer sebze temelli bitkisel yağlar. Ezilmiş avokadoyu, zeytin yağı, fındık yağını sağlıksız yağların yerine kullanın. Ekmeğin üzerine az bir sos ile avokado püresi sürüp yiyebilirsiniz. Sebzeleri sotelerken diğer yağların yerine zeytin yağını tercih edin.
4-Somon: ve Omega-3 yağ asitleri açısından zengin diğer balıklar. Araştırmalar, balık yiyen güçlü bir vücudun, kalp krizi, inme, yüksek trigliserit, yüksek şeker, aritmi, arteriyel plak birikimi ve asterlerde iltihap olasılığının düşük olduğunu gösterir. Bu riskleri azaltmaktadır. Kalp sağlığı için haftada üç kez balık tüketin.
5-Fındık: fındık ve fındık yağı araştırmalarda yer almıştır. Düzenli fındık tüketmek, kalp hastalıkları riskini %20 ila %60 oranında azaltmaktadır. Badem, antep fıstığı, ceviz, kalp dostu yağlar ile yüklüdür ve bitkisel protein açısından zengin içeriklidir. Aşırı kaloriyi önlemek için günde bir avuç tüketmek uygundur.
6-Bitter Çikolata: Tatlılardan tamamen kaçmak zorunda değilsiniz. Her gün küçük bir parça bitter çikolata kalp sağlığı açısından oldukça yararlıdır.

Devamını okuyun...>>

Yağ Yakma Metodları....

1 – 9’a kadar kahvaltı yapmak
2 – Süt ,peynir,yoğurtun light olanını tercik etmek
3 – Hindi eti ,tavuk göğüs eti ,yağsız daha eti,dışında yağlı etleri kullanmamak.
4 – Etli yemeklere 1,etsiz yemeklere 2 yemek kaşığı sıvı yağ eklemek
5 – katı yağlardan uzak durmak
6 – Yürürken elinde ağırlık olmak
7 – Yürüken nefes nefese kalmak (Yavaş yürümemek)
8 – Yağlı gıdalardan uzak durmak (Sucuk,salam,sosis,krema,kaymak,kuruyemiş,koyun eti,kuzu eti,çikolata gibi)
9 – Etli yemeklere daha az yağ koymak.
10 – Yeşil çay tüketmek
11 – Yürüyüşte veya egzersizden yarım saat önce …………… almak.
12 – Yürüyüşten önce sitrik asit almak (limon,sirke gibi)
13 – Yavaş yemek
14 – Su içmek
15 – Gündüz uyumamak
16 – 8 saatten az uyumak
17 – T.V ,bilgisayar,karşısında geçen zamanı azaltmak.
18 – Uyunmasa bile kanepede uzanmayın.
19 – Tuzu azaltmak
20 – Kızartmalardan uzak durmak
21 – Evde geçen zamanı azaltmak
22 – Asansör kullanmamak
23 – Arabayı uzağa parketmek
24 – Ara öğünleri tüketmek (en az 4-5 öğün)
Devamını okuyun...>>

19 Mayıs 2011 Perşembe

8 Dakikada ideal Kilo!


Dört hafta boyunca her sabah kendinize sadece sekiz dakika ayırarak ideal kilonuza kavuşabilirsiniz.
Jorge Cruise Amerika'da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon programı "Sabahları 8 Dakika" nın yaratıcısı. Fakat Cruise kendini iyi bir vücuda sahip olmaya adamış "bay vücutlardan" biri değil. Her sabah 8 dakikalık bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren bir uzman. 

Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü yaşadım" diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş: "Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım vardı." Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen, yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş.

"Fazla süt ürünü ve kırmızı et yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım, bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum" diyen Cruise şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo verme bilgilerini öğretmeye adamış. 



Program nasıl uygulanacak?
28 günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden "Sabahları 8 Dakika" programı üç temel kurala dayanıyor: 

Heyecan formunuz
Sabahları 8 Dakika uygulamasından önce yapacağınız günlük "Uyanma konuşması"yla kendi iç motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak. 

Bu konuşma sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri haline dönüştürün. Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden yararlanın. Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın. Ayrıca sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de "Günlük". Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.
Fiziksel formunuz
Programın temelinde kendisini kanıtlamış "iki süper hızlı hareket" yer alıyor. Bunlar günde sadece 8 dakika zaman alıyor, fakat muhteşem sonuçlar veriyor. Bu iki güçlendirme hareketi, hergün metabolizmanızı hızlandırmanıza, form kazanmanıza ve yağlarınızı mümkün olduğunca etkili şekilde yakmanıza yardımcı oluyor.
Beslenme alışkanlıklarınız
Takip etmesi son derece kolay olan "yağ yiyin forma girin" beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat edin. Ama yine de unutmayın ki, omega yağlarını ne kadar fazla kullanırsanız, o kadar daha az yemek yiyecek, yediklerinizden keyif alacak, metabolizmanızı hızlandıracak, hastalıkları engelleyecek ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz. 


Ketentohumu yağı kullanın
Ketentohumu yağı kullanmanız gereken yağların başında geliyor. Sabahları ekmeğinize reçel sürmek yerine, ketentohumu yağı kullanın (Bunun erimiş tereyağı olduğunu düşünebilirsiniz). Bu tostunuzun daha lezzetli olmasını ve kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır. Sebzelerinizin üzerinde sos kullanmak yerine öğlen veya akşam öğünlerinde bir çay kaşığı ketentohumu yağı kullanın. 
Aşırı yemek yemenizi engellemek için akşam yemeğinden 1 saat önce bir çay kaşığı ketentohumu yağı karıştırılmış bir kase yağsız yoğurt veya soya yoğurdu yiyin. Pişirdikten sonra bir çay kaşığı ketentohumu yağı katarak çorbanızı daha doyurucu, yağ yakıcı bir dost haline getirin. Metabolizmanızı harekete geçirecek ve çorbanızın lezzetini artıracaktır.

Devamını okuyun...>>

Karma Diyetler



Akdeniz Diyeti 

ABD, Finlandiya, İtalya, Hollanda, Japonya, Yugoslavya ve Yunanistan'ı içine alan ve "Yedi Ülke Çalışması" diye bilinen araştırmada, diyetleri zeytinyağı açısından zengin olan Akdeniz ülkeleri insanlarının kan kolesterolü düzeylerinin ve kalp hastalıklarından ölüm risklerinin Kuzey Avrupa halklarından çok daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, tipik Akdeniz diyetinin daha çok diyet lifi içerdiği, her öğünde ekmek ya da pilav, makarna gibi tahıllı gıdaların yendiği, sarımsağın da yaygın olarak tüketildiği vurgulanmıştır. İtalya'nın Napoli kentinde yaşayan kişilerle İngiltere'nin Bristol kentinde yaşayanların sağlık durumlarının karşılaştırıldığı bir araştırmada da Napoli halkının daha çok taze domates ve zeytinyağı tükettiği belirlenmiştir. Napolililerin kanlarındaki karoten ve E vitamini düzeyleri yüksek, buna karşılık kalp hastalığı riskini artırıcı özelliği bulunan "kötü kolesterol" (LDL) düzeyi düşük bulunmuştur. Bu araştırmalar, Akdeniz diyeti bileşenlerinin, özellikle de zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlamaktadır. Zeytinyağında bulunan birçok maddenin vücuttaki hücrelerin oksijenden zarar görmesini engelleyici (antioksidan) özelliği vardır. 

Zeytinyağı mucizesi 

Günlük diyetlerindeki katı yağ miktarını azaltıp daha çok zeytinyağı tüketmeye başlayan kişilerin kanlarında kalp hastalığından koruyucu iyi kolesterol (HDL) düzeyi artmakta, kalp hastalığı riskini artıran kötü kolesterol (LDL) düzeyi ise düşmektedir. Son yıllarda kötü kolesterolden daha da zararlı bir maddenin oksitlenmiş LDL (kötü kolesterol) olduğu ortaya çıkmıştır. Zeytinyağındaki tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit oksitlenmeye karşı dayanıklıdır. Ayrıca, zeytinde bulunan Oropein adlı maddenin de LDL' yi oksitlenmekten koruduğu bulunmuştur. Geleneksel Türk mutfağı yemeklerinden etli ve zeytinyağlı sarmalarda kullandığımız üzüm yaprağı da çok iyi bir karoten kaynağıdır. Zeytinyağlı yaprak sarmasının besin değerini incelediğimiz bir araştırmada Akdeniz diyetinin iyi bir örneğini oluşturan bu yemeğimizin hem zeytinyağı, hem de yaprak ve pirinç içermesi açısından sağlığa olan yararını bir kez daha vurgulamış olduk. 

Çin diyeti 

Çin'in 65 farklı bölgesinde yaşayan 6 bin 500 kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Çinliler Kuzey Amerikalılar'dan yüzde 20 daha fazla kalori aldıkları halde onlardan yüzde 20 daha zayıflar... Çin'deki kalp hastalığı oranı da Amerika'dakinin onda biri. Çin'de kanser görülme oranı da düşük. Yalnızca mide, yutak ve karaciğer kanserleri biraz daha sık görülmekte. Çinliler'in Batılılara göre daha sağlıklı olmalarının nedeni, daha az yağ ve hayvansal protein almaları, buna karşılık daha çok tahıl, sebze ve soya içeren bir beslenme düzenini takip etmeleridir. 60 yıl önce Çinliler'in kalorilerinin yüzde 85'i tahıllardan, yalnızca yüzde 2'si hayvansal gıdalardan gelmekteydi. Günümüzde de modern Çin köylülerinin büyük bir çoğunluğu vejetaryendir. Temel gıdalarını hala pirinç, soya, diğer kuru baklagiller ve sebze oluşturmaktadır. Çin gıdaları Amerikan gıdalarından 7 kat daha fazla diyet lifi içermektedir. 

Eskimo diyeti 
Balık yeme ile sağlık arasındaki ilişkinin ilk verileri Grönland Eskimolarının diyetleri incelenerek elde edilmiştir. Eskimolar günde ortalama 100 gram balık yiyor. Günlük kalorilerinin yüzde 40-45 gibi büyük bir bölümünü yağdan almalarına karşın kalp hastalıklarından ölüm oranı çok düşüktür. Bilimadamları bunu balıkta bol bulunan ve kalbi koruyan Omega 3 adlı yağ asitlerine bağlamışlardır. Araştırmacılar, günde 100 gr. balık yemenin şehir hayatı için 'zor' olduğunu göz önünde bulundurarak şunu önermektedirler: Haftada 1-2 balık yiyin, kalbinizi koruyun. 

Fransız diyeti 
Fransız Mutfağı denince akla bol tereyağı, krema, peynir, yumurta ve çikolata içeren gıdalar gelmektedir. Bu gıdaların kalp hastalıklarıyla ilişkili olduğu düşünülmesine karşın, Fransa, kalp hastalıklarının dünyada Japonya'dan sonra en düşük olduğu ülkedir ve hastalık oldukça ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Fransızlar Amerikalılar'dan daha çok kalori aldıkları halde şişmanlık önemli bir sağlık sorunu değildir. "Fransız çelişkisi" adı verilen bu çelişki Fransız diyetinin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre Fransızlar Amerikalılar'dan 2 kat fazla peynir, 4 kat fazla tereyağı tüketmekte ancak tüm yemeklerinde yağ sürülmemiş taze ekmek, tatlı olarak genellikle meyve ve peynir yemekte ve şarap içmektedirler. Yemeklerle içilen bir bardak şarabın kalbe yararı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bol miktarda yenen peynirdeki kalsiyumun da yağla birleşerek yağın emilimini azaltacağı, böylece şişmanlığa yol açmayabileceği belirtilmektedir. 

Japon diyeti 
Japonlar dünyada en düşük kalp hastalığı oranına ve en yüksek yaşam süresine sahip ulustur. Kanser oranı da diğer ülkelere göre çok düşüktür. Bu hastalıkların gelişmiş Batı ülkelerine oranla daha az görülmesinin nedeni olarak Japonya'da pirincin temel gıda olması, balık ve soyanın yaygın olarak tüketilmesi ve diyetin çok az yağ içermesi (enerjinin yalnızca yüzde 10'u yağdan gelmektedir) gösterilmektedir. Beslenme biçiminin sağlıkla ilişkisini ortaya çıkarmada ilk yararlanılan çalışmalar Amerika'ya göç eden Japonlar üzerindeki araştırmalardır. Göçmen Japonlar kendi ülkelerinde sağlıklıyken ABD'ye yerleştikten sonra Japonya'daki diyetlerinden vazgeçip Amerikan diyetine adapte olunca kalp hastalığı ve kanser oranının Amerikalılar'ın düzeyine ulaştığı görülmüştür. Ayrıca, bu kişilerin çocuklarında ve torunlarında da aynı hastalıklar daha sık ortaya çıkmaktadır. 

Meksika diyeti 
Meksika'nın orta bölgelerinde yaşayan insanlar da tıp dünyasının ilgisini çekmiştir. Bu toplumda yüksek tansiyon ve kalp hastalığı sorunu yoktur; üstelik dünyadaki en düşük kanser oranı da bu bölgededir. Çok yüksek fiziksel aktivite vücut hareketi) kapasitesi olan Meksikalılar'ın kalorilerinin yüzde 75-80'i karbonhidratlardan, yalnızca yüzde 10'u yağlardan gelmektedir. Günlük diyetlerinin büyük bir kısmını baklagiller, kabak, mısır ve diğer sebzeler oluşturmakta ve çok az hayvansal gıda tüketmektedirler.

Devamını okuyun...>>

7 Mayıs 2011 Cumartesi

ÜNLÜLERİN DİYET SIRLARI HAKİKATEN SAĞLIKLI MI?

DİYET HABERLERİ – KİM NASIL ZAYIFLIYOR?

Ünlülerin uyguladığı diyet programı ile ilgili bir haber basına yansıyor. Acaba tüm yöntemler doğru mu ve herkese uygun mu? Diyet programlarının kişiye özel düzenlenmesi gerektiği unutulmamalı. Herhangi birinin uyguladığı bir yöntemin veya beslenme programının uygulanması sağlıkla ilgili kötü sonuçlara yol açabilir.

SEZEN AKSU: Mısır püskülü suyunu haşlayıp sabah aç karnına içiyor.

Yorum: Mısır püskülü, vücuttan fazla suyu yani ödemi uzaklaştırıcı etki gösterir. Yani metabolizma hızlandırma özelliği yoktur. Bunun dışında mısır püskülü çayı ile verilen kilo, yağ dokusundan değil vücut suyundandır. Aşırı miktarda tüketilen mısır püskülü çayının böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkisi olabilir. Unutulmamalıdır ki, ilaçla zehiri ayıran tek fark dozdur.

DENİZ SEKİ: Günde iki öğün soğan, lahana ve maydanoz haşlayıp suyunu içiyor.

Yorum: Bu üç sebzenin de kilo verdirme gibi bir özelliği söz konusu değil. Sadece maydanoz, aynı mısır püskülü gibi vücuttaki ödemin uzaklaştırılmasında etkili. İki öğün hiç besin tüketmeden sadece sebze suyu içmek, günde 1000 kalorinin altında kalori alınmasına sebep olur. Karbonhidrat, protein, vitamin ve minerallerden oldukça fakir olan bu düzen, uzun süre boyunca uyguladığı takdirde sanatçının kas kaybetmesine, böbrek sorunları yaşamasına ve vitamin-mineral yetersizliğine bağlı sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir.

                                                                            ****

JENNIFER LOPEZ: Greyfurt Ekstresi kullanıyor.

Yorum: Birkaç bilimsel çalışma greyfurdun, zayıflama üzerinde olumlu etkileri olabileceğini gösterse de, hala kanıtlanmış bir durum değil. Sadece greyfurt ekstresi kullanarak kilo vermek mümkün değildir. Zayıflamanın tek yolu, günlük kalori alımının azaltılması ve günlük fiziksel aktivitenin arttırılmasından geçer. Jennifer Lopez’in bu taktiği; bir beslenme programı ve düzenli egzersiz ile desteklediğini düşünüyorum.

CINDY CRAWFORD: Yemeklerden önce aç karna sirke içiyor.

Yorum: Sirkenin, kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine yardımcı olduğu ve bu nedenle tatlı isteğini azaltmada etkili olabileceğine dair bilimsel veriler olsa da, sirkenin bu etkisi tam olarak kanıtlanabilmiş değildir. Ayrıca aç karna sirke tüketmek, sirke asidik bir yapıda olduğundan ötürü mide sağlığına zarar veebilir.

VİCTORİA BECKHAM: Öğünde 300 kaloriyi, günde 1000 kaloriyi aşmıyor.

Yorum: Bir kadının ana öğün başına 300 kalori tüketmesi yetersiz sayılamaz, fakat Victoria Beckham’ın günlük aldığı kalori miktarı oldukça düşük. Günlük aldığı kalori miktarına bakıldığında, Victoria Beckham’ın günlük vitamin, mineral, protein ve yağ ihtiyacını karşılaması çok zor. Bu da uzun dönemde sağlık sorunları ile karşılaşabileceğini gösteriyor. Önceki dönemlerde yoğun kas kaybı yaşadığı gündeme gelmişti, uzun dönemde günde 1000 kalori ile bu çok olağan bir durum.

Devamını okuyun...>>